Çünkü bu suçtur, birinin suçu olunca:
sevilenin özgürlüğünü çoğaltmamak
içten gelen bütün özgürlüklerle.
Seviyorsak, evet sahibiz yalnız şuna:
birbirimizi bırakmak; çünkü tuttuğumuz için birbirimizi,
bunu yapmamız kolay ve önce öğrenmek gerekmez.
[R.M.Rilke]
-Evrim elinde olmadan zeki hayatların sonunda bir şeyi, her şeyden önce bir tek şeyi fark etmelerini sağlar. Ve o bir tek şey de “boşunalıktır”.
- Seni yanlış anlamıyorsam diyorsun ki aptal olmayan herkes intihar eğilimi göstermeli.
- Evet.
- Dalga geçmiyorsun yani?
- Hayır, dalga geçmiyorum. İnsanlar dünyayı gerçek hâliyle görebilse, hayatlarını gerçek hâliyle görebilseler, hayalle ve yanılsamalar olmadan yani, bence mümkün olduğunca çabuk ölmemek için ortaya bir tek neden bile süremezlerdi.
…Hep yürüyen biri olmak istenmez, yürümek sürekli izlenimdir, duraklamak ve düşünceyi beklemektir yolun varlık kanıtı. Dural bir yol isterim, öyle bir yer ki hem yürüyüş duyumunu yaşatacak hem de duruk…
Tori Amos - Time (Tom Waits Cover)
İnsan ilişkileri vahşi hayvanlarınkinden çok daha zalimce. Gerçek manada birkaç dostu haricinde, başaramadığı müddetçe değersizdir insan. Başarmaksa yine aynı vahşi ve “çağcıl” ölçütlerce farklı göreliklere sahiptir. Görelidir, çünkü insanım diyen herkesin -tüm değer/kural tanımazlıklara karşın- belli değerleri vardır. Çağdaş anlayışsa ‘değer’in kelime manasını aksi yöne çevirmekte beis görmez. Böylece maddi zenginliğe kıymet verme düşüklüğünü öteye taşıyarak gayri hukuki olarak elde edilmiş mal varlığına karşı da aynı yönelimi gösterir. Nihayetinde başarmak maddiyatla sınırlandırılmış, başaramayan kişiyse yalnız bırakılmış ve belki de toplumca yedeğe alınmış olur. Bu da insan ilişkilerinde beklentinin belirleyiciliğinin ispatıdır. Zira toplumsal kabul görenlerin etrafındaki kümelenme muhtelif beklentilerden oluşur.
Bu denli olumsuz bakmanın manzarayı kirlettiği söylense de gerçekte manzara gören gözlerin ruhunu kirletir. Gözü görmeye yalnızlık mecbur eder. Yalnız kalan insan hasta olur denir. Yalnız insan ya hasta olur ya da bir daha aynı duruma düşmemeye kararlı. İkinci halde naifliğini kaybeder. Dünyadan bir insan daha eksilir.
Basında Nefret Söylemi →
…Baskı yönetimine demokrasi; sömürgeciliğe demokrasi götürme; yargısız infaza ileri demokrasi diyen toplum algı durumundan ziyade algı dumuruna sahiptir…
Havale

..Uzak Anadolu köyünün -köy gibi- fakir kıraathanesinde birkaç iskemle ve adet üzerine eski bir televizyon: Dikkat kesilen her nazarın erişebileceği düzeye getirilmiş ve sanki devlet kanalı Samanyolu. Reklam araları dışında her daim din ticareti ve tabii efendi-tanımazların ipliği de pazarda. Kışın soğuğu yahut yapış yapış bir yaz gününün farkı yok; aynı kanal, aynı bakışlar. Allah’la aldatılmış bakışlar sadece bu köyün talihsizliği değil; tüm memleket doğuştan haksız. Haksızlığın hakimiyeti sürüyor hükmünü. Hakkını arayan pişman, öğreniyoruz köy kıraathanesinde, evde, komşuda başına neler gelmiş. En iyi ilaç Sırlar Dünyası ne de olsa. Sonra Allah’a havale ediyoruz…
…”Düşünüyorum,” demek yanlış bir şey. “Beni düşünüyorlar,” demeli…
…BEN bir başkasıdır. Kendini keman olarak duyumsayan oduna yazık! Hiç bilmedikleri konularda tartışan bilinçsiz insanları küçümsüyorum!..
…Çünkü Ben bir başkasıdır. Eğer bakır bir borazan olarak uyanırsa, onun bir suçu yoktur. Bu benim için gün gibi ortada: Düşüncemin doğuşuna tanık oluyorum: Ona bakıyor, onu dinliyorum: Senfoni derinlerde kımıldamaya başlıyor ya da bir sıçrayışta sahneye geliyor…

